72 defa okundu

Hava buz gibi…
Dondurducu bir soğuk var bu şehirde…
Ufak çadırlarda yaşam mücadelesi…
Yeni doğmuş bebekler, ilaç bekleyen yaşlılar, rahat bir banyo yapamayan çocuklar, dondurucu soğukta çocuklarını beslemek için kendini soğuğa feda eden anneler, halen kendi imkanlarıyla geçinmeye çalışan aileler,korku ve panik içinde geçen günler, hergün artçı sarsıntıların devam ettiği, sığınacak yer bulup şehrinden göç eden insanlar ve sessizliğe bürünmüş bir şehirdir VAN…

Van depreminin üzerinden yaklaşık kırk gün geçti. Dile kolay kırk gün… Van’daki hayat hiçte televizyon ekranlarında göründüğü gibi değildi.
Artçı sarsıtınlardan dolayı evi sağlam olanlar bile evine giremez oldu. Zaten giremezde. Elektrikler kesilmiş, sular kesilmiş…Üstelik yasak ilan edilmiş…
Soğuktan dolayı çadırlarda dayanılmaz oluyor bazen. Ve günden güne yanan çadırlar… Yok olan aileler… Ölen bebekler…
Beşyol’da kurulmuş bir çadırkente gittiğimizde durum daha vahimdi. Çadırkentte tuvalet ihtiyacını gidermek için çadır alanlar çıkıp 100 metre ilerde bir petrol ofisinde tuvalet ihtiyacınızı gideriyorsunuz… En azından kendimiz bu sorunu yaşadık. Ya banyo??….
Biz evimizde banyomuzdan odamıza gelinceye kadar tir tir titriyoruz..
Devlet kendi kriz masasını, belediye kendi kriz masasını kurmuş…
Her iki tarafta kafasına göre yardımlarda bulunuyor. Koordinasyon eksiklikleri var.
Olan vatandaşa oluyor. Van’da zengin,fakir kalmadı artık. Herkes şuan aynı çadırda yaşıyor. Aynı sobadan ısınıyor.
Herkesin gözünde meraklı bir bekleyiş, bir çaresizlik, bir çözümsüzlük var…
Ne yapacaklarını bilemeyen yüzlerce insan…


Deprem ilahi bir ikazdır. Van’da özellikle birşey dikkatimi çekti. Camilerin sadece minare başları düşmüş.

Deprem gibi büyük musibetler insanların işledikleri hataların sonucu gelen ilâhî ikazlardır. Buna işaret eden ayet ve hadisler pek çoktur.

Kur’an’da: “İnsanların ellerinin kazandığı (günahlar) yüzünden, karada ve denizde fesad çıktı ki (Allah), yaptıklarının bir kısmını(n cezâsını), kendilerine (dünyada) tattırsın; tâ ki (kötülüklerden) dönsünler.” (Rum Suresi, 41. ayet) buyrularak insanların elleriyle işledikleri günahlar sebebiyle dünyada kendilerine karadan ve denizden bazı azablar tattırılacağına işaret edilmiştir.

Aşağıdaki hadisler de deprem ve benzeri umumi musibetlerin işlenen bazı günahların ceza ve kefareti olduğuna işaret etmektedir.

“Şu ümmetim rahmete mazhar olmuş bir ümmettir. Ahirette azaba maruz kalmayacaktır. Onun azabı dünyadadır: Fitneler, depremler ve öldürme (ile bu dünyada azab olunurlar).” (Ebu Davud, Fiten, 4277)

“Zina yayılınca depremler çoğalır.” (Deylemî)

Böyle umumi belalarda tamamen masum olanların da acıya düşmelerinin sebebi ise dünyadaki imtihan sırrıdır. Kur’an’da, “Öyle bir bela, bir musibetten çekininiz ki, geldiği vakit yalnız zalimlere mahsus kalmayıp masumları da yakar.” (Enfal Suresi, 25. ayet) buyrularak buna dikkat çekilmiştir.

Herşeye rağmen kendimize bir çeki düzen vermemiz gerektiğini, uykudan uyanma vakti geldiğini tabiri caizse Rabbimizin bizi dürtmesini doğru anlamalı kendimizi ve hayatımızı birkez daha gözden geçirmemiz gerektiğini anlamamız lazım.

Rabbim tüm depremzelere yardımcı olsun. Onlara sabır versin.


Yazar : Serhat

Deprem İlahi Bir İkazdır! Yazısı için Yorum Yapabilirsiniz